Ayfer Tunç
Ayfer Tunç Kimdir?
Yazar, editör ve senarist olan Ayfer Tunç’un hayatı, 2 Mart 1964’te Adapazarı’nda başlamıştır. Annesi Karadenizli ve babası Bulgaristan göçmenidir. Ailesi, kökenlerinin çeşitliliğiyle âdeta bir mini Osmanlı mozaiği gibidir.
Ayfer Tunç, eğitim hayatına Erenköy Kız Lisesi’nde başladı ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde bitirdi. Üniversitede okuduğu yıllar boyunca farklı kültür ve edebiyat dergilerinde makaleler kaleme alarak yayın hayatına adım attı.
Bir dönem Galatasaray Üniversitesi'nde Türkçe dersleri vermiş olan Ayfer Tunç, Murat Gülsoy ve Yekta Kopan'la söyleşi programları gerçekleştirdi. Daha sonra, Yekta Kopan'ın ayrılması üzerine, Murat Gülsoy ile bu edebiyat sohbetlerini “Diyaloglar” adıyla sürdürdü.
Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli ve sevilen yazarlarından olan Ayfer Tunç, sözleriyle ürettiği, yazdığı yazıları “kitap-lık” ve “Geceyazısı” dergilerinde yayımlıyor. Tunç’un kurucusu olduğu Yazmak Atölyesi, farklı disiplinlerdeki atölye çalışmaları, söyleşiler ve çeşitli programlarla faaliyetlerini aktif olarak sürdürmektedir.
Yazar, yılın kış aylarını İstanbul Maçka'daki evinde geçirirken, yazları ise İstanbul manzaralı adalardan birinde kalmaktadır.
Ayfer Tunç Kitapları, Hayatı ve Kariyeri
Ayfer Tunç’un ilk öykü kitabı 1989’da yayımlanan “Saklı”dır. Bu öykü kitabıyla Cumhuriyet gazetesinin düzenlediği Yunus Nadi Öykü Armağanı’nı kazandı. Ayfer Tunç, ilk kitabını “Evvelotel-Saklı” başlığı altında, “Evvelotel” adlı öykü kitabıyla birleştirerek yeniden yayımlamıştır. Aile içi şiddet, ebeveyn-çocuk ve anne-baba ilişkilerindeki problemler gibi önemli toplumsal konuları ele alan bu birleşik roman, ailedeki sevgi ve şefkat boşluğunun doğurduğu çarpık ilişkileri ve ihaneti merkeze alır. Yazar, “Evvelotel”i, “Saklı”nın karakter dünyası ve tematik yapısından yola çıkarak kurgulamıştır. Bu bağlamda, Tunç iki eseri, “Saklı olmasa Evvelotel olmazdı” ifadesiyle bütünleştirmiştir.
Yazar, 1999 ile 2004 yılları arasında Yapı Kredi Yayınları’nda yayın yönetmenliği yaptı. Bu dönemde, 2001'de çıkan ve büyük beğeni toplayan "Bir Mâniniz Yoksa Annemler Size Gelecek-70’li Yıllarda Hayatımız" adlı eseri, 2003 yılında yedi Balkan ülkesinin katılımıyla düzenlenen Uluslararası Balkanika Ödülü’nü aldı. Bu eserin altı Balkan diline çevrilmesi kararlaştırıldı ve Arapçası da Suriye ile Lübnan'da yayımlandı.
Ayfer Tunç’un diğer öykü derlemeleri arasında “Mağara Arkadaşları”, “Aziz Bey Hadisesi” ve “Taş-Kâğıt-Makas” bulunmaktadır. Yazar, “Taş-Kâğıt-Makas” kitabındaki kısa romanı olan “Suzan Defter”i 2013'te müstakil olarak yayımladı; “Aziz Bey Hadisesi”ne adını veren eseri ise 2014’te bağımsız bir kitap haline getirdi. Bu iki yapıtta yer alan diğer kısa öyküleri ise “Kırmızı Azap” ismiyle tek ciltte topladı.
Ayfer Tunç, edebiyat alanındaki bu çalışmalarının yanı sıra senaryo yazarlığı da yapmıştır. Sait Faik’in öykülerinden ilhamla TRT için kaleme aldığı “Havada Bulut” adlı senaryosu 2002’de, Orhan Kemal’in romanından uyarladığı “72. Koğuş” senaryosu ise 2010’da beyaz perdeye aktarılmıştır.
Yazarın mezun olduğu Erenköy Kız Lisesi’nin kütüphanesine 3 Aralık 2021 tarihinde Ayfer Tunç’un adı verilmiş, ancak Mayıs 2022’de herhangi bir gerekçe gösterilmeden bu ad kaldırılarak yerine lisenin mezunu olmayan bir yazarın adı konulmuştur.
Ayfer Tunç’un kitapları listesinde “Kapak Kızı” (1992), “Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi”(2009), “Yeşil Peri Gecesi” (2010), “Dünya Ağrısı” (2014), “Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura” (2018), “Osman” (2020),“Kuru Kız” (2023) ve son olarak Ayfer Tunç’un yeni kitabı olan “Annemin Uyurgezer Geceleri” (2025) gibi önemli romanları yer almaktadır. Ayrıca “Memleket Hikâyeleri” (2012) adlı anı-öykü kitabı, “Bir Mâniniz Yoksa Annemler Size Gelecek” (2001) ve “Ömür Diyorlar Buna” (2007) adlı yaşantı kitapları bulunmaktadır. Akademik ve sohbet türündeki eserleri arasında ise Oya Ayman’la birlikte yazdığı “İkiyüzlü Cinsellik” (1994) başlıklı inceleme kitabı, Murat Gülsoy’la dünya edebiyatı üzerine yaptığı sohbetleri içeren “Diyaloglar” (2022) ve “Harflere Bölünmüş Zaman” adlı bir e-kitap da mevcuttur.
Ayfer Tunç'un eserlerini hangi sırayla okumalı? İşte size rehber olacak Ayfer Tunç okuma sırası önerilerimiz!
Etkileyici Ayfer Tunç Romanları
Kapak Kızı (1992)
Ayfer Tunç’un edebiyat dünyasına ilk adımı olan “Kapak Kızı” (1992), yazarın okunması gereken temel eserleri arasında yer alır. Roman, başkahraman Şebnem’in kış günü Ankara’dan İstanbul’a giden bir trende yaşadıklarına odaklanır. Kar yağışı nedeniyle yolda mahsur kalan trende, toplum tarafından yargılanan ve sesini duyurma imkânı bulamayan Şebnem’in hikâyesi üzerinden kadın olmanın anlamı ve kadın kimliğinin toplumda nasıl algılandığı derinlemesine incelenir.
“Kapak Kızı”, Ayfer Tunç’un üçlemesinin ilk ayağını oluşturur; bu serüven “Yeşil Peri Gecesi” ve “Osman” adlı romanlarla devam eder. Yazarın üslubunu ve karakterler arasındaki geçişliliği anlamak adına bu üçlemenin bir arada okunması kesinlikle tavsiye edilir.
Mağara Arkadaşları (1996)
Ayfer Tunç’un bizzat “edebiyatımın anlamlı başlangıcı” olarak nitelendirdiği öykü kitabı “Mağara Arkadaşları”, şehir hayatının ortasında, bir apartman dairesi içinde yaşayan insanların hikâyelerine odaklanır. Kitap, birbirinden tamamen farklı karakterlere sahip bireylerin aynı çatı altında nasıl bir araya geldiğini, birbirlerinin hayatlarına görünmez bağlarla nasıl dokunduğunu inceler.
Tunç, bu eserde modern yaşamın getirdiği yalnızlığı, farklı tiplerdeki insanların bir arada yaşama mücadelesini ve bu "mağara" niteliğindeki apartmanda kurdukları karmaşık ilişkiler ağını etkileyici bir dille okura sunar.
Aziz Bey Hadisesi (2002)
Ayfer Tunç’un kaleminden çıkan en hüzünlü ve gerçekçi karakter portrelerinden biri olan “Aziz Bey Hadisesi”, okuyucuyu boşa geçmiş bir ömrün muhasebesine davet eder. Roman, yalnızca zayıf yönleri, hataları ve derin yaraları olan değil; aynı zamanda bu kırılganlığıyla okuyucuyu derinden etkileyen bir adamın ruh halini merkeze alır. Aziz Bey'in yaşamı, bireyin pişmanlıklarla ve eksikliklerle nasıl başa çıktığını göstererek Tunç’un “küçük insan” temasını hüzünlü bir gerçeklikle işler.
Suzan Defter (2005)
Ayfer Tunç’un daha önceki öykü derlemelerinden ayrılarak tek başına bir kitap olmayı hak eden "Suzan Defter", modern zamanın karmaşık insan hallerini yansıtan etkileyici bir kısa romandır. Eser, 12 Eylül döneminin gölgesinde boğulan bir aşk hikâyesini merkeze alır. En dikkat çekici yanı ise, bir kişinin başkasının gözünden nasıl göründüğünü iki farklı günlük aracılığıyla ele almasıdır.
Kuru Kız (2023)
Okurken kendinizi anında başka bir dünyanın atmosferinde hissedeceğiniz “Kuru Kız” romanı, Ayfer Tunç'un son dönemdeki çarpıcı eserlerindendir. Kitap, ana karakter olan bir kadının üzerine yüklenen toplumsal baskılardan ve kısıtlayıcı rollerden kurtulma çabasını, adeta bir özgürleşme kaçışı olarak ele alır.
Yazar bu romanda, kadının toplumsal beklentiler, aile baskıları ve geleneksel yargılar arasında sıkışıp kalmış ruh halini keskin bir dille işler. Roman, bireyin kendi benliğini keşfetme yolculuğunu ve gerçek özgürlüğe ulaşma mücadelesini derinlemesine bir psikolojik çözümlemeyle okura sunarken, Tunç'un alıştığımız gerçekçi ve hüzünlü tonunu modern bir arayış hikâyesiyle birleştirir.
Annemin Uyurgezer Geceleri (2025)
Ayfer Tunç’un “Kuru Kız” romanından iki yıllık bir aranın ardından yayımlanan en yeni eseri: “Annemin Uyurgezer Geceleri”. Bu roman, başarılı bir ekonomi profesörü olan Şehnaz’ın, annesinin derin ve bilinçsiz hali olan uyurgezerliğiyle yüzleşmek zorunda kalmasını anlatır.
Annesinin uykusunda gün yüzüne çıkan gizemli aile sırları, Şehnaz’ı kendi geçmişiyle yüzleşmeye ve kökleriyle derin bir hesaplaşmaya sürükler. Bireysel bir kadın hikâyesi gibi başlayan eser, ilerledikçe kadınlık halleri, aile yapısı içindeki kırılmalar ve bütün bir toplumsal hafızanın izlerini süren, katmanlı bir drama dönüşür. Tunç, bu eseriyle okuru hem psikolojik bir gerilime hem de toplumsal bir vicdan muhasebesine davet ediyor.
Ayfer Tunç Edebi Kişiliği
Ayfer Tunç, 1989’dan bu yana Türk öykü dünyasına kazandırdığı yapıtlarla, güçlü üslubu ve yetkin kurgu yeteneği sayesinde dönemin insanının sevgisizlik, aile sorunları, yalnızlık ve ölüm gibi temel dertlerini işleyen önemli bir figürdür. Kendisini gerçekçi bir yazar olarak ifade eden Ayfer Tunç, umudu ve hayal kurmayı saçma bulduğu için eserlerinde de umuda ve hayal kurmaya yer vermez.
Edebi yolculuğuna öykü yazarak başlayan yazar, yazma sürecinin en keyifli kısmını, yazdığı metni âdeta yaşadığı son an olarak tanımlar. Bu durumu izah ederken Baudelaire'in ünlü sözü olan “Şair istediği zaman kendi ve bir başkası olabilen kişidir” ifadesini kullanır ve öykülerini yazarken “bir başkası olabilmekten” büyük zevk aldığını vurgular.
Edebi hayatında hem geleneksel hem de güncel akımları takip eden Ayfer Tunç, eserlerini öykü, roman, senaryo ve deneme gibi çeşitli türlerde vermiştir. Üslubunun oluşmasında Yaşar Kemal, Dostoyevski, Kafka gibi birçok Türk ve dünya edebiyatı yazarından etkilenmekle birlikte, en belirgin etkilenimin Leyla Erbil, Oğuz Atay ve bilhassa Ahmet Hamdi Tanpınar’dan geldiğini ifade eder.
Başta “Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi” olmak üzere, Ayfer Tunç’un eserlerindeki dikkat çekici kahraman çeşitliliğinin temelinde yazarın gerçekle olan kuvvetli bağı yatar. Tunç, bizzat hayatın kendisiyle çok ilgili olduğunu ve bu yüzden de karakterlerini gerçek hayatta karşılaştığı sayısız kişiden ilham alarak yarattığını ifade eder. Edebi amacının iyi edebiyat olduğunu vurgulayan Tunç, yazarken okuru değil, yalnızca metni düşünür. Bu edebi prensip, yazarın yakından veya uzaktan tanıdığı herkesi yazdıklarına dâhil etmesini sağlar. Böylece, tüm bu gerçeklik parçacıkları yazarın ‘değirmeninden’ geçerek sahtelikten uzaklaşır; özünde gerçek hayat bulunan bu karakterler, yazarın hayal gücüyle harmanlanarak yepyeni bir bütün oluşturur.
Ayfer Tunç için öyküden romana geçiş sancılı bir süreç olmuştur. “Kapak Kızı”nı yazdığı ilk dönemde, bu değişimi bir tür hadsizlik olarak algıladığı için suçluluk duyuyordu. Ancak hikâyelerinin istediği gibi ilerlememesi ve roman türünün cazibesine kapılması, yazarın bu ilk romanı yazmasına yol açmıştır.
Ayfer Tunç’un kendine has bir yazma ritüeli vardır. Yazar, kalemi eline almadan önce şiir okuduğunu belirtir ve çoğunlukla geceleri çalışır. Bu gece çalışma alışkanlığı, eserlerinde sıkça rastlanan karamsar ve umutsuz atmosferi açıklamaktadır.
Ayfer Tunç’un edebi şahsiyeti, erkek anlatıcıları öne çıkarmasına rağmen geleneksel ataerkil yapıdan uzak duran, kendine özgü motiflerle örülmüştür. Eserlerinde belirgin bir şekilde hissedilen yalnızlık duygusu ve karakterlerinin yanarak ölme gibi motifleri kullanması, yazarın gerçek hayattaki ikiyüzlülüklere bir son verme arzusunu yansıtır.
Yazar, kalabalık karakter kadroları arasında bile kahramanlarının derin yalnızlığını hissettirerek büyük bir edebi başarı yakalar. Geçmişle hesaplaşma ve yalnızlık, onun temel meseleleridir. Ayrıca Tunç, eserlerinde içe geçmiş, birbiriyle örülmüş hikâyeler kurgular; bir eserin kahramanı diğerinin ana karakteri olabilmekte veya önceki olayların detayları farklı bir kitapta sunulabilmektedir. Bu durum, yazarın karakterlerinden ve söyleyecek sözünden kolay vazgeçemediğini gösterir.
Son olarak, yazarın zaman zaman savruk ve kural dışı dili kullanma tercihi, yarattığı zengin karakter yelpazesine uygun özgün bir üslup yaratmadaki ustalığını bir kez daha kanıtlamaktadır. Ayfer Tunç, bu çok katmanlı yapısıyla Türk edebiyatının en özgün ve derinlikli seslerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Ayfer Tunç Eserleri
Hikaye
Saklı (1989)
Mağara Arkadaşları (1996)
Taş-Kağıt-Makas (2003)
Evvelotel (2006)
Kırmızı Azap (2014)
Roman
Kapak Kızı (1992)
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi (2009)
Yeşil Peri Gecesi (2010)
Suzan Defter (2011)
Dünya Ağrısı (2014)
Aziz Bey Hadisesi (2014)
Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura (2018)
Osman (2020)
Kuru Kız (2023)
Annemin Uyurgezer Geceleri (2025)
Senaryo
Düş, Gerçek, Bir de Sinema (1995)
Havada Bulut (2003)
Usta (2008)
72. Koğuş (2011)Diğer Eserleri
İkiyüzlü Cinsellik (1994)
Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek (2001)
Belki Varmış Belki Yokmuş (2003)
Ömür Diyorlar Buna (2007)
Memleket Hikâyeleri (2012)
Ayfer Tunç Alıntı
“Bir kadın birdenbire günlük tutmaya başlamışsa, ya aşık olmuştur ya terk edilmiştir.”
-Ayfer Tunç, Suzan Defter




















