Dücane Cündioğlu Kimdir?

Dücane Cündioğlu, İstanbul’un Üsküdar ilçesinde doğmuştur. Genç yaşta siyasal olaylara karışmış ve henüz on sekiz yaşına gelmeden iki kez hüküm giymiştir. Siyasi tutuklu olarak cezaevine giren Cündioğlu, yaklaşık dört yıl cezaevinde kalmıştır. Dücane Cündioğlu, yazılarını yazmaya 1980 yılında, cezaevindeyken başlamış ve ilk yazılarını Hergün gazetesinde “Taş Medreseden Mektuplar” başlığıyla yayımlamıştır.

Arapça, İngilizce, Almanca, Fransızca ve İbranice öğrenmiş, bu dillerde yoğun okumalar yapmıştır. 1985 yılından itibaren yayıncılık alanında çalışmış, birçok eserin redaksiyon heyetinde yer almıştır. Ayrıca uzun yıllar gazetecilik yapmış, Yeni Şafak gazetesinde on üç yıl boyunca köşe yazarlığı yapmış ve 5 Şubat 2011 tarihinde bu görevini sonlandırarak Büyükada’da inzivaya çekilmiştir.

Cündioğlu’nun yazıları, başlangıçta mantık, dilbilim ve yorumbilim gibi alanlar üzerinden geleneksel dini bilimleri ve bu bilimlerin modern eleştirilerini konu almıştır. Dücane Cündioğlu kitaplarında ve daha sonraki çalışmalarında ise din-bilim ve din-siyaset ilişkilerini irdelemiş, ayrıca tarih, felsefe, tasavvuf, psikoloji, sanat, edebiyat, mimarlık ve sinema gibi farklı alanlarda kaleme aldığı felsefi denemelerini kitaplaştırarak yayımlamıştır. Dücane Cündioğlu’nun şiirleri, bireysel duygular veya duygusal anlatım üzerine yoğunlaşmak yerine, daha çok düşünsel ve felsefi temaları işleyen bir tarzda şekillenir. Dücane Cündioğlu’nun sözleri, insanın düşünce dünyasını derinlemesine sorgulamasına ve yaşamı farklı açılardan anlamlandırmasına ışık tutar.

Dücane Cündioğlu Kitapları

Hz. İnsan (2009)

Ölümün Dört Rengi (2010)

Göz İzi 

Bir Mabed İşçisi 

Bir Mabed Bekçisi 

Bir Mabed Savaşçısı 

Bir Kur’an Şairi (2007)

Kur’an’ı Anlama’nın Anlamı (2017)

Anlamın Buharlaşması ve Kur’an (2011)

Dücane Cündioğlu Alıntı

“Çevremizdeki insanlar ne kadar da hallerinden memnun görünüyorlar. Bir şey bildikleri, okuyup öğrendikleri yok, ama kendi hallerince ne kadar da mutlular! Oysa biz, güya deliler gibi okuyoruz ,sabahtan akşama tartışıp duruyoruz, bu arada birçok şey öğrendiğimizi de sanıyoruz ama buna karşın halimizden pek memnun olduğumuz söylenemez. Her şeyden evvel yalnızız, bu dünyada neler olup bittiğini anlamak için çektiğimiz onca ızdırap da cabası. Hiçbir şey bilmesek daha iyiymiş aslında. Baksana, her şeyden habersiz öylesine aptalca yaşamak, akıllı olmaya çalışmaktan daha keyifli görünüyor. Sanırım yanlış yoldayız!”

-Dücane Cündioğlu, Göz İzi