Türk yazar Feruze Çerçi 29 Ekim 1932’de dünyaya geldi. Babasını küçük yaşta kaybeden Füruzan, İstanbul’da farklı okullarda okuduktan sonra 1946’da Yalova Demir Köyü İlkokulu’ndan mezun oldu. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle ortaokulu okuyamadı. 1950’li yıllarda tiyatrocu olmaya karar verip Küçük Sahne’de yer alan Füruzan resimle ilgilendi ve sonrasında edebiyat alanında ilerlemeye karar verdi.

1956’da ilk öyküsü “Olumsuz Hikâye” Seçilmiş Hikâyeler Dergisi’nde yayımlandı. Sonrasında öyküleri Türk Dili, Yenilik ve Pazar Postası’nda okuyucuyla buluştu. Eserlerinde Füruzan adını kullanmayı tercih eden yazar, 1972’de ilk kitabı “Parasız Yatılı” ile Sait Faik Hikâye Armağanı’na layık görüldü. Üstelik bu ödülü alan ilk kadın yazar unvanına sahip oldu. Devamında 1971’de “Kuşatma”, 1973’te “Benim Sinemalarım” adlı öykü kitapları yayımlandı. İlk romanı “Kırk Yedi'liler” 1974’te yayımlandı. Eser geniş bir kitle tarafından sevilip 1975'te Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'ne layık görüldü. 1975’te Berlin’e gidip Türk işçilerle röportajlar yaptı ve röportajlarını “Yeni Konuklar” adlı kitabında topladı. Eser 1977’de kitapseverlerle buluştu.

“Ah Güzel İstanbul” adlı öyküsü filme uyarlanan Füruzan’ın senaryo çalışmasına da destek olduğu film Antalya Film Festivali’nde ikincilik ödülüne layık görüldü. 1982 yayınlanan “Gecenin Öteki Yüzü” öyküsü, 1986’da TRT’de dizi olarak yayımlandı. Dizinin hemen hemen tüm setlerinde bulunan Füruzan, yönetmenliği de deneyimlemek istedi ve "Benim Sinemalarım" adlı öyküsünü senaryolaştırıp, 1989’da aynı adla sinema filmi olarak çekti. Film sadece burada değil, uluslararası festivallerde de büyük ilgi gördü. 1991’de ilk şiir kitabı “Lodoslar Kenti” yayımlandı. 1994’te “İşte Bizim Rumeli”, 1996’da ise “Balkan Yolcusu” isimli gezi kitapları yayımlandı. Eserleri birçok dile çevrilen yazar, 2006’da Ankara Öykü Günleri Onur Ödülü aldı ve 2008’de 27. İstanbul Kitap Fuarı'nın Onur yazarı seçildi.

Tür: Öykü, Roman, Gezi, Şiir

Öne çıkan eserleri: Parasız Yatılı, Benim Sinemalarım, Kırk Yedi'liler, Lodoslar Kenti

Bir alıntı: "Biz İstanbul'u ne yapacağız? Bize bir ev, kışın kömürlüğümüzde odun-kömür gerek. Bir de mutfağımız olur değil mi? Eğer kefil falan derlerse, demezler ya, o kadının uydurması, oğluna güvenmemesi. Sormadım oradan buradan o işi. Sade sen öğretmen olunca n'olacak, onları öğrendim. Bize nereye tayin çıkarsa oraya gideriz di mi?"