Milan Kundera
Çek asıllı Fransız yazar Milan Kundera, 1 Nisan 1929’da Çekoslovakya’da dünyaya geldi. 1948’de Brünn'de liseyi bitirip, Charles Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde edebiyat ve estetik okuyup müzikoloji dersleri aldı. İki dönem sonra Prag Sahne Sanatları Akademisi’ne geçip yönetmenlik konusunda ilk makalelerini yazdı. Sonrasında politik baskılar nedeniyle çalışmalarını bırakmak zorunda kalan Kundera 2. Dünya savaşının sonunda Komünist Parti'ye üye olsa da 1948’de partiden uzaklaştırıldı.
Partiden çıkarılırken yaşadıklarını “Şaka” (Žert) adındaki ilk eserine taşıyan Kundera 1956’da Komünist Parti’ye tekrar kabul edilse de 1976’da bir daha ihraç edildi. 1968’de hikâyelerden oluşan kitabı “Gülünesi Aşklar” yayımlandı. Aynı yıl ülkesi Sovyet Rusya tarafından işgal edilince kitapları her yerden toplatıldı. 1975’te yazım özgürlüğünün kısıtlanması nedeniyle Fransa’ya taşınan yazar 1979’da yayımlanan “Gülüşün ve Unutuşun” kitabında yazdığı otobiyografik kurgulamalar nedeniyle Çekoslovakya vatandaşlığından çıkarıldı. 1981’de Fransız vatandaşı olan yazarın 1984’te en bilinen eseri “Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği” (L'Insoutenable Légèreté de l'être) yayımlandı. Yayımlandığı andan itibaren büyük ilgi gören ve birçok dile çevrilen kitap 1988’de Philip Kaufman tarafından sinemaya uyarlandı.
1982’de Europa Literatura Ödülü’nü alan yazar, 1983’te Michigan Üniversitesi tarafından verilen fahri doktora ünvanını aldı. 1985’te Kudüs Ödülü'ne layık görülen Kundera’nın 1996’da “Yavaşlık”, 2000’de ise “Bilmemek” adlı romanları yayımlandı. Yazarın son kitabı “Perde” 2005’te okurla buluştu.
Tür: Roman, deneme
Öne çıkan eserleri: Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Gülünesi Aşklar, Şaka, Yavaşlık
Bir alıntı: “Erkeğin bakısı sık sık anlatılmıştır. Denildiğine göre, bakışlarını soğuk bir biçimde kadına çevirir, sanki onu ölçmekte, tartmakta, seçmekte, başka deyimle onu bir eşya haline dönüştürmektedir. Kadının bu bakış karsısında hepten silahsız olmadığı ise daha az bilinen bir şeydir. Onun bir eşya haline dönüştüğü doğruysa, o da erkeğe bir eşya gözüyle bakmaktadır. Sanki çekicin gözleri varmış da kendisini çivi çakmak için kullanan demirciyi sabit bakışlarla gözetliyormuş gibi. Demirci çekicin kötü bakışlarını görür, kendine güvenini yitirir ve çekici parmağına indirir.”


















