Peyami Safa
Peyami Safa Kimdir?
Peyami Safa, 1899 yılında İstanbul’da doğmuş ve 15 Haziran 1961’de yine İstanbul’da hayata veda etmiş önemli bir Türk yazar, gazeteci ve düşünce insanıdır. Roman, öykü, makale ve köşe yazılarıyla edebiyatımızda derin izler bırakmış; aynı zamanda Peyami Safa, önemli eserlerinde Server Bedi takma adıyla da geniş kitlelere ulaşmıştır. Peyami Safa’nın sözleri, insanın duygularını ve yaşamın zorluklarını yalın ve etkili bir şekilde anlatır.
Servet-i Fünun dönemi şairlerinden İsmail Safa’nın oğludur. Babasının Sivas’a sürgüne gönderildiği dönemde, orada hayatını kaybetmesiyle Peyami Safa, henüz iki yaşındayken yetim kalmış ve bu nedenle çevresinde “Yetim-i Safa” olarak anılmıştır. Çocukluk yıllarında ciddi sağlık sorunları yaşamış; sekiz yaşında geçirdiği kemik veremi nedeniyle uzun süre tedavi görmüş ve doktorlar kolunun kesilmesini önermiştir. Ancak Peyami Safa bunu kabul etmemiş ve hastalıkla kendi iradesiyle mücadele etmiştir. Bu zorlu süreçte yaşadığı fiziksel ve ruhsal acılar, ileride “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu”adlı romanına ilham kaynağı olmuştur.
Maddi sıkıntılar ve savaşın etkileri nedeniyle düzenli eğitimini tamamlayamayan Peyami Safa, Vefa İdadisi’ndeki öğrenimini 13 yaşında yarıda bırakmak zorunda kalmıştır. Genç yaşta çalışmaya başlayan yazar, önce Karton Matbaası’nda, ardından Posta ve Telgraf Nezareti’nde görev yapmıştır. Daha sonra Boğaziçi Rehber-i İttihat Mektebi’nde dört yıl öğretmenlik yaparak hem Fransızca bilgisini geliştirmiş hem de bu dönemde edindiği gözlemlerini “Biz İnsanlar” adlı romanında işlemiştir.
1918 yılında ağabeyi İlhami Safa ile birlikte “20. Asır” gazetesini çıkarmaya başlayarak gazetecilik kariyerine adım atmıştır. Peyami Safa hikayelerini “Asrın Hikayeleri” başlığıyla yayımlamış, bu öyküler beğenilince “Server Bedi” takma adını kullanmaya başlamıştır. Daha sonraki yıllarda Son Telgraf, Tasvir-i Efkar, Cumhuriyet, Milliyet ve Son Havadis gibi gazetelerde yazılar yazmış, 1940’a kadar Cumhuriyet gazetesinde hem romanlarını tefrika etmiş hem de köşe yazıları kaleme almıştır.
Peyami Safa Kitapları
Yazarlık kariyerinde büyük bir üretkenliğe sahip olan Peyami Safa, özellikle Doğu-Batı çatışmasını ele aldığı eserleriyle tanınır. Mahşer (1924), Şimşek (1928), Fatih-Harbiye (1931) ve Biz İnsanlar (1939) romanlarında bu konuyu karakterler üzerinden işlemiştir. 1931’de yayımladığı “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu”, otobiyografik özellikler taşıyan ve bir hastanın psikolojisini derinlemesine aktaran önemli bir eseridir. Peyami Safa “Yalnızız” adlı romanını 1951’de yayımlamıştır.
Peyami Safa’nın romanları yalnızca edebi eserler değil, aynı zamanda popüler romanlardan da oluşmaktadır. Bu tür eserlerinde Server Bedi adını kullanmış, özellikle “Cingöz Recai” serisi ve “Cumbadan Rumbaya” romanı büyük ilgi görmüştür. Ayrıca, tarihsel bir roman olan “Attila”yı kaleme alarak Batı dünyasının Hun hükümdarını olumsuz bir figür olarak sunmasına karşı farklı bir bakış açısı getirmiştir.
Peyami Safa, edebiyat yolculuğuna şiirle adım atan bir isimdir. Gençlik yıllarında kaleme aldığı şiirlerinde yalnızlık, hastalık, ölüm ve içsel bunalımlar gibi bireysel temalara yoğunlaşmıştır. Çocuk yaşta yaşadığı sağlık sorunlarının etkisiyle şiirlerinde melankolik bir hava hakimdir. Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati topluluklarının etkisinin hissedildiği bu ilk dönem eserlerinde, klasik şiir anlayışından modern şiire doğru bir geçiş süreci görülür. Peyami Safa, gençlik döneminde yazdığı şiirlerinde Tevfik Fikret, Rıza Tevfik ve Mehmet Emin Yurdakul gibi isimlerden esinlenmiştir.
Şiirleri, bazı gazete ve dergilerde yayımlansa da, yazar bu eserlerini ayrı bir kitap olarak toplamamıştır. Edebi hayatının ilerleyen yıllarında şiirden uzaklaşarak kendisini tamamen roman, hikaye ve düşünsel yazılara yönlendirmiştir.
Bugün Peyami Safa’nın şiirleri, onun edebiyat serüvenindeki ilk adımlarını ve gençlik dönemindeki ruhsal dünyasını yansıtan değerli metinler olarak görülmektedir. Ancak yazar, asıl edebi kimliğini düzyazıda ve özellikle roman türünde ortaya koymuştur.
1.Dünya Savaşı yıllarında siyasi düşünceleri değişiklik göstermiş, zaman zaman farklı ideolojilere yakın durmuş, bu durum Peyami Safa’nın eserlerine de yansımıştır. 1949’da yayımladığı “Matmazel Noraliya'nın Koltuğu” romanıyla mistisizme yönelmiştir.
Yayıncılık alanında da aktif olan yazar, Hafta, Kültür Haftası ve Türk Düşüncesi dergilerini çıkarmıştır. Tüm bu üretkenliğine rağmen Peyami Safa hayatı boyunca yeterince tanıtılamadığını ve anlaşılamadığını dile getirmiştir.
1961 yılında, Erzurum’da yedek subay olarak görev yapan tek oğlu Merve Safa’nın ölümü, Peyami Safa’yı derinden sarsmıştır. Oğlunun vefatından birkaç ay sonra, aynı yılın haziran ayında İstanbul’da hayatını kaybetmiştir.
Bugün Peyami Safa’nın hayatına kısaca bakınca, Türk edebiyatında hem düşünsel eserleriyle hem de popüler romanlarıyla hatırlanan, Doğu-Batı sentezine dair görüşleriyle edebiyatımızda önemli bir yere sahip bir yazar olarak kabul edilmektedir.
Peyami Safa Eserleri
Sözde Kızlar (1922)
Şimşek (1923)
Bir Akşamdı (1924)
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (1930)
Fatih-Harbiye (1931)
Bir Tereddüdün Romanı (1933)
Matmazel Noraliya’nın Koltuğu (1949)
Yalnızız (1951)
Biz İnsanlar (1959)
Gençliğimiz (1922)
Peyami Safa Alıntı
"Görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki, bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişmeyeceğinden korkuyorum."
-Peyami Safa, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu









































































