20. yüzyılın en önemli Alman yazarlarından Thomas Mann, 6 Haziran 1875’de Almanya Lübeck’te dünyaya geldi. Babası ölünce okulu bırakıp annesiyle Münih’e taşınan Mann, 1895’te Teknik Üniversite’ye girdi. Simplicissimus adlı dergide yazıları yayımlanmaya başlayan Mann, 1898 yılında “Küçük Bay Friedmann” adlı ilk öykü kitabını yayımladı. 1900’da askerliğini yapıp 1901’de “Buddenbrooklar: Bir Ailenin Çöküşü” (Buddenbrooks: Verfall einer Familie) adlı ilk romanını yayımladı. Lübeck'li bir tüccar ailesinin çöküşünü dört nesil boyunca anlatan bu romanı dünya çapında başarıya ulaştı. 1903’te 6 öyküden oluşan “Tristan” adı öykü kitabı yayımlandı. Kitaptaki Tonio Kroger adlı öyküsüyle sanatla burjuva hayat arasındaki zıtlığı ifade etti ve ikinci kez başarıyı elde etti. 1912’de “Venedik'te Ölüm” (Der Tod in Venedik) adlı kitabını yazdı. Kitapta soysuzlaşmış yaşam tarzı yüzünden mahva sürüklenen bir sanatçının öyküsünü konu aldı. Kitap daha sonra Luchino Visconti tarafından beyaz perdeye uyarlandı.

İkinci dünya savaşı başladığında yazdığı “Büyülü Dağ” ile savaşın anlamsızlığında kaybolan hümanizmi ve burjuvazinin yalıtılmış sentetik dünyasını eleştirdi. Kitap büyük bir başarı yakalarken yazara 1929 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandırdı. 1933’de İsviçre’ye göç edip burada dini metinlerin ilk mizahi eleştirisi sayılan “Yusuf ve Kardeşleri” adlı dört ciltlik eserin ilkini tamamladı.

Faşizm karşıtı olan Mann 1936’da Alman vatandaşlığından çıkarıldı. 1938’de Çekoslovak uyruğuna geçerek ABD'ye taşındı. 1944’te ise ABD vatandaşı oldu. II. Dünya Savaşı'nda Alman dinleyicileri için faşizm karşıtı radyo programları hazırlayan Mann, 1947’de Nazi dönemiyle ilgili düşüncelerini açıkladığı romanı “Doktor Faustus” u yayınladı. 1952’de İsviçre'ye dönüp 1954’te “Felix Krull Adlı Dolandırıcının İtirafları” (Die Bekenntnisse des Hochstaplers Felix Krull) adlı eserini yazdı fakat tamamlayamadan 12 Ağustos 1955’te hayatını kaybetti.

Tür: Öykü, roman

Öne çıkan eserleri: Büyülü Dağ, Venedik’te Ölüm, Yusuf ve Kardeşleri, Doktor Faustus

Bir alıntı: "Burası sanki açlık ve susuzluktan, yaşlılık ve ölümden, yazgı ve göz yaşından yedi kat uzak, diyordu. Burası olağanüstü dingin. İnsana, sanki yaşamın tedirgin girdabından kurtulup dingin merkezine göçüvermiş ve orada rahat soluk alacakmış gibi geliyor. Dinle, ne münzevi. Münzevi sözcüğünü kullanıyorum; çünkü, bizi kulak kabartmaya kışkırtan şey inzivanın sessizliğidir. Çünkü onun sayesinde kulak kabartarak bu sessizlikte tümüyle dingin olmayan şeyleri ve düşünde konuşan sessizliği, biz de düşteymiş gibi dinleriz."