Jack London Kimdir ?

San Francisco’da 1876 yılında dünyaya gelen Jack London; Amerika’nın ikonik romancısı, kısa hikâye yazarı, gazeteci ve aktivisttir. Jack London en iyi kitapları arasında yer alan Vahşetin Çağrısı ve Beyaz Diş eserleriyle dünyaca bir üne sahip olmuştur.


Ailesinin geçimine destek olmak için yazar Jack London küçük yaşlarda gazetecilik yaparak çalışmak zorunda kaldı. Zor bir çevrede yaşam mücadelesi vermesine ve hayatta kalmak için her gün savaşmasına rağmen yılmayan Jack London, daha iyi bir gelecek için ümit ederek yaşamaya devam etti. Okumayı ve yazmayı oldukça seven yazar Jack London, özellikle yerel kütüphanede kitap okuyarak kendi kendisini eğitmiştir. 1885'te, Ouida'nın eğitimsiz bir İtalyan köylü çocuğunun opera bestecisi olarak ün kazanmasını anlatan romanı Signa'yı okudu. Bu romandaki karakter onun edebiyat alanındaki kendi hedeflerine ulaşması açısından prototipi olacaktı.


Berkeley’deki California Üniversitesini kazanan yazar, ekonomik problemlerden dolayı okulu bırakmak zorunda kalmıştı. Eğitim yıllarını çalışarak geçirmiş ve bu süre zarfında kendini yazmaya vermişti. Sibirya ve Japonya sahillerine açıldığı şalopada Japonya Kıyılarına Vuran Tayfun adlı öyküsünü kaleme almıştı. Ardından yazmaya daha odaklanarak başarılı bir kariyer elde etmişti. Jack London, Sosyalist İşçi Partisi’ne katılmıştır ve Jack London’un çıkardığı kitaplar arasında yer alan Demir Ökçe’de sosyalist görüşleri rahatça görülmektedir. 


Eserlerinde yaşam kavgasını romantik bir bakışla anlatır, çoğu eserinde sert bir kapitalizm eleştirisi göze çarpar. Kitapları yabancı dillere en çok çevrilmiş ABD’li yazarlardandır.
Jack London en çok okunan kitapları ile günümüzde de çok satanlar listesindeki yerini koruyor. 


1897’de Klondike’a altın aramaya gidenlere katıldı ve “Vahşetin Çağrısı” dahil birçok kitabını bu tecrübesinden yararlanarak yazdı. İlk defa 1903 yılında The Saturday Evening Post’da yayınlanan ve Jack London’ı üne kavuşturan
Vahşetin Çağrısı (The Call of the Wild) nefes nefese okuyacağınız bir dünya klasiğidir.


Jack London 20 yaşında sosyalizmi benimsedi. Bundan önce sağlıklı ve güçlü bünyesinden kaynaklanan bir iyimserliğe sahip, çok çalışan ve dünyaya olumlu gözle bakan bir kişiydi. Fakat "Nasıl Sosyalist Oldum” adlı makalesinde de belirttiği gibi halkın en alt tabakalarını daha yakından gördükçe sosyalist fikirleri oluşmaya başladı. İyimserliği ve ferdiyetçiliği yavaş yavaş söndü ve mecbur olmadıkça hiçbir zaman daha fazla çalışmamaya karar verdi. Yazılarında ferdiyetçiliğinin bünyesinden sökülüp çıktığını ve bir sosyalist olarak tekrar doğmuş olduğunu belirtir.

Çoğunlukla mektuplarını "Devrim için" diye imzalardı. Demir Ökçe isimli romanı başta olmak üzere yazarın birçok eserinde sosyalist bakış açısını açıkça görebiliriz.


Jack London’ın Öyküleri



Yazar ve tarihçi Dale L. Walker'a göre; ‘’ London'ın gerçek dehası kısa, 7500 ve altında sözcükten oluşan, imgelerle dolu beyninin ve üstün anlatım yeteneğinin özgürce boşaldığı, yazılardır. Bu sihirli 7500'den daha uzun öyküleri genellikle, elden geçirilip düzeltilmeye muhtaçtır. ‘’

Jack London'ın şaşırtıcı derecede çok sayıda hikâyesi bugün bilimkurgu olarak sınıflanabilir. "The Unparalleled Invasion" Çin'e karşı bir biyolojik savaşı, "Goliah" nükleer denilebilecek bir enerji silahını, "The Shadow and the Flash" görünmezlik peşinde farklı yollar tutan iki rakip kardeşi, "A Relic of the Pliocene" çağdaş insanın bir mamutla karşılaşmasını, Londra'da Jung'un kuramlarına ilginin yoğun olduğu döneme ait daha geç bir hikâyesi "The Red One" dünya dışı bir nesnenin etkisindeki bir ada kabilesini konu edinir. Negatif ütopya ya da distopi örneği olarak yazdığı Demir Ökçe romanı da bugünün "Soft" bilim kurgu tanımına uygun düşer.


Jack London’ın Romanları


Beyaz Diş

Martin Eden
Kurt Kanı
Deniz Kurdu
Balık Devriyesi Hikâyeleri
Demir Ökçe
Vahşetin Çağrısı
Kızıl Veba

Jack London’ın Hikâye Derlemeleri

 

Tales of the Fish Patrol
Smoke Bellew
The Turtles of Tasman

 

Jack London’dan Bir Alıntı

 

‘’ Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım. Hayat, ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer. ‘’