Yazar, sosyolog ve gazeteci Oya Baydar, 3 Temmuz 1940’ta İstanbul’da dünyaya geldi. Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi’nde eğitim aldı. Lise son sınıftayken yazdığı “Allah Çocukları Unuttu” adlı gençlik romanı Hürriyet gazetesinde tefrika edildi. Ardından kitap olarak yayımlandı. Bu kitabı yüzünden okuldan atılma tehlikesiyle karşı karşıya kalan Baydar bu yüzden yazmaya bir süre ara verdi. 1964'te İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nü bitirip, bölümde asistan olarak işe başladı. "Türkiye’de İşçi Sınıfı’nın Doğuşu ve Yapısı" konulu doktora tezi, Üniversite Profesörler Kurulu tarafından iki kez reddedilince öğrenciler olayı protesto için iki üniversiteyi işgal ettiler ve bu olay ilk üniversite işgali eylemi olarak tarihe geçti.

1971’de 12 Mart Muhtırası sırasında Türkiye İşçi Partisi ve Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) üyesi olması ve sosyalist kimliği nedeniyle tutuklandı. Sonraki yıllarda Yeni Ortam ve Politika gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Araştırmacı ve eylem kadını olarak tanınan sosyalist yazar, eşi ve Yusuf Ziya Bahadınlı ile birlikte İlke dergisini kurdu. 12 Eylül Darbesi sırasında yurt dışına çıkıp 12 yıl boyunca Almanya’da kaldı. Bu süreçte yaşadıklarını 1991’de yayımlanan “Elveda Alyoşa” adlı eserinde anlattı. Bu eseriyle 1991 Sait Faik Hikâye Armağanı’na layık görüldü. 1992’de ülkeye geri dönüp İstanbul Ansiklopedisi’nde redaktör ve Türkiye Sendikacılık Ansiklopedisi’nde genel yayın yönetmeni olarak işe başladı. Aynı yıl “Kedi Mektupları” isimli romanı yayımlandı. Bu romanıyla da 1992 Yunus Nadi Roman Ödülü’ne layık görüldü. 2000’de “Sıcak Külleri Kaldı” adlı romanı yayımlanan yazar ertesi yıl 2001 Orhan Kemal Roman Ödülü’nün sahibi oldu. 2004’te yayımlanan “Erguvan Kapısı” ona 2004 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’nü getirdi. 1998’de yazdığı “Hiçbiryer’e Dönüş” adlı romanıyla ise 2011 Akdeniz Kültür Ödülü’ne layık görüldü.

2018’de son romanı “Yolun Sonundaki Ev” i yayınlayan Baydar köşe yazarlığı yapmaya devam ediyor.

Tür: Roman, öykü

Öne çıkan eserleri: Elveda Alyoşa, Kedi Mektupları, Erguvan Kapısı, Bir Dönem İki Kadın, Hiçbiryer’e Dönüş, Kayıp Söz

Bir alıntı: "Büyümüştük, ilkokul kitaplarımızdaki 'gitmesek de görmesek de bizim olan köyler'e inanmıyorduk artık. Gidip görmedikçe, köprüler kurmadıkça hiçbir yerin bizim olmadığını anlamaya başlamıştık. İyi niyet köprüleri kurmanın da yetmediğini, karşı tarafa geçmek gerektiğini, ama kurduğumuz köprülerin yeterince sağlam, yeterince geniş olmadığını bilmiyorduk henüz, öğrenecektik."