Franz Kafka
Franz Kafka Kimdir?
Modern edebiyatın en gizemli kalemlerinden Franz Kafka’nın hayatı, 3 Temmuz 1883’te Prag’da, orta sınıf bir Yahudi ailesinin ilk çocuğu olarak başladı. O dönem Avusturya İmparatorluğu’na bağlı olan Bohemya Krallığı’nın çok kültürlü yapısı içinde, Almanca ve Çekçenin bir arada konuşulduğu bir atmosferde büyüdü. Ailenin en büyüğü olan Kafka, küçük yaşta kaybettiği iki erkek kardeşinin acısını erken yaşta yaşarken; kız kardeşleri Elli, Valli ve Ottla ise yıllar sonra Nazi soykırımının kurbanı olacaklardı.
Eğitim hayatına 1889 yılında Deutsche Knabenschule’de başlayan Kafka, ardından Altstädter Deutsches Gymnasium’a devam ederek buradan başarıyla mezun oldu. Eğitim hayatına 1889 yılında bir Alman erkek okulunda başlayan Kafka’nın çocukluk dünyasında, mürebbiyesi Bailly ve kâhyası Marie Werner derin izler bıraktı. 1901 yılında Deutsche Karl-Ferdinands Üniversitesi’ne girdiğinde ilk tercihi kimya olsa da bu kararı sadece birkaç hafta sürdü ve rotasını hukuk eğitimine kırdı. Üniversite yılları, Kafka’nın sadece hukukla değil, aynı zamanda dünya edebiyatıyla da derin bir bağ kurduğu, edebi tutkusunun filizlendiği bir dönemin başlangıcı oldu. 18 Temmuz 1906’da hukuk doktoru unvanını alan Franz Kafka, hukuk ve ceza mahkemelerinde kanun işleri görevlisi olarak zorunlu bir yıllık hizmetini yaptı.
İş Hayatı ve Vefatı
İş hayatına 1907 yılında Assicurazioni Generali şirketinin Prag şubesinde adım atan Kafka, bir yıl sonra kariyerine İşçi Kaza Sigortası Kurumu’nda devam etti. Bu dönemde en yakın dostu Max Brod aracılığıyla Prag’ın entelektüel çevresine katılarak devrin önemli edebiyatçıları ile tanışma fırsatı buldu. Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde, zayıf ve narin bünyesi nedeniyle askere alınmaya uygun görülmedi. 1917 yılında başlayan ağır tüberküloz nöbetleri, uzun yıllar emek verdiği kurumdan zorunlu izinler almasına neden oldu ve sağlığının hızla kötüleşmesi üzerine 1922 yılında erken emekliliğe ayrılmak zorunda kaldı.
Maddi imkansızlıklar ve ağırlaşan hastalığıyla geçen son yıllarının ardından, ömrünün son altı haftasını bir sanatoryumda geçirdi. Dünya edebiyatını kökten değiştirecek eserlerin sahibi olan Kafka, 3 Haziran 1924’te henüz 41 yaşındayken sessizce hayata veda etti.
Franz Kafka, ölmeden önce yazdığı her şeyin imha edilmesi görevini dostu Max Brod’a bırakmıştı. Ancak Brod, bu vasiyeti yerine getirmek yerine Kafka'nın dehâsını dünyaya tanıtmayı seçerek eserleri okurla buluşturdu. Bugün Franz Kafka’nın sözleriyle okuduğumuz “Dönüşüm” ve “Milena’ya Mektuplar”, sadece Kafka külliyatının değil, dünya klasiklerinde en çok önerilen ve zamana meydan okuyan kült kitapları listesindeki yerini korumaktadır.
Franz Kafka’nın hayatı kısaca; hukuk eğitimiyle şekillenen bürokratik gözlemlerin, tüberkülozla geçen zorlu yılların ve Max Brod sayesinde yok olmaktan kurtulan bir edebi dehanın trajik ama büyüleyici yolculuğudur.
Franz Kafka’nın Aşk Hayatı
Franz Kafka’nın özel hayatı, evliliğe dönüşemeyen nişanlılıklar ve derin içsel çatışmalarla doludur. Yaşamı boyunca hiç evlenmeyen yazar, ikili ilişkilerinde hem büyük bir yakınlık arzulamış hem de cinsel başarısızlık korkusu ve vücuduna duyduğu utanç nedeniyle derin bir huzursuzluk yaşamıştır. Hayatındaki en belirgin figürlerden biri olan Felice Bauer ile beş yıl süren ve iki kez nişanla sonuçlanan fırtınalı ilişkisi, Franz Kafka’nın “Dönüşüm” ve “Yargı” gibi başyapıtlarını kaleme aldığı en verimli dönemine eşlik etmiştir. Ardından babasının karşı çıktığı Julie Wohryzek ile yaşadığı nişanlılık süreci, Franz Kafka’nın en önemli eserlerinden olan “Babaya Mektup” eserinin ilham kaynağı olmuştur.
Daha sonra Çek yazar Milena Jesenská ile kurduğu tutkulu ve edebi derinliği olan bağ, dünya edebiyatının en önemli mektuplaşmalarından biri kabul edilen “Milena’ya Mektuplar”ı doğurmuştur. 1917 yılında tüberküloz teşhisi konulunca kız kardeşi Ottla’nın yanına yerleşen Kafka, burada sorumluluklardan uzak kalarak “Aforizmalar” kitabını kaleme aldığı huzurlu bir dönem geçirmiştir. Ömrünün son yılında ise ailesinden uzaklaşıp Berlin’e taşınarak Dora Diamant ile birlikte yaşamış; bu son birlikteliğinde hem Yahudi kültürüyle bağlarını güçlendirmiş hem de “Açlık Sanatçısı” üzerine çalışarak hayatının son demlerini huzur içinde tamamlamaya çalışmıştır.
Franz Kafka Kitapları ve Edebi Şahsiyeti
Franz Kafka’nın edebi mirası, büyük oranda imha edilmekten kurtarılan parçalardan oluşmaktadır. Milena Jesenská’ya yazdığı Çekçe mektuplar istisna tutulursa, tüm külliyatını Almanca kaleme alan yazarın hayattayken yayımlanan az sayıdaki çalışması, kamuoyunda geniş bir yankı uyandırmamıştır.
Kafka’nın metinlerindeki karanlık ve absürt atmosfer, az sayıdaki Franz Kafka şiirleri içinde de yankı bularak okuru yazarın labirentvari zihnine bir adım daha yaklaştırır. “Dönüşüm”, “Dava” ve “Şato” gibi kült eserlerin arkasındaki trajik hayat öyküsünü incelediğimizde, Franz Kafka biyografi detaylarının yazarın edebi dehasıyla ne kadar iç içe geçtiğini görüyoruz.
Franz Kafka kitaplarına karşı oldukça katı ve mükemmeliyetçi bir tutum sergileyerek, yazdığı romanların hiçbirini tamamlamamış; hatta Berlin'de Dora Diamant ile yaşadığı dönemde tüm çalışmalarının yaklaşık yüzde 90’ını bizzat yakarak yok etmiştir. Kendi üretimini “korkutucu” olarak nitelendiren ve Heinrich von Kleist gibi yazarları kendine ailesinden daha yakın bulan Kafka’nın bugüne ulaşan eserleri, aslında onun yok etme arzusuna direnmiş olan nadir parçalardır.
Öyküleri
Franz Kafka’nın yazın hayatı, 1904 yılında kaleme aldığı “Bir Savaşın Tasviri” adlı ilk hikâyesiyle filizlendi. Bu eseri 1905’te okuyan Max Brod, Kafka’daki cevheri fark ederek onu hem yazmaya devam etmesi hem de metni Hyperion dergisine sunması konusunda cesaretlendirdi. 1907'de yazdığı “Taşrada Düğün Hazırlıkları” adlı kitabı, yazarın sağlığında basılmamış; ancak vefatından sonra yayımlanan eserleri arasında yerini almıştır.
Franz Kafka’nın edebi kariyeri, 1908 yılında Hyperion dergisinde yayımlanan ilk öyküleriyle başlamış olsa da asıl edebi kimliği dostu Max Brod’un desteğiyle şekillenmiştir. Yazarlık hayatının dönüm noktası olarak kabul edilen ve tek bir gecede kaleme aldığı “Yargı” (1912), dominant bir baba ile oğlu arasındaki sancılı ilişkiyi işlerken, Kafka bu eseri “gerçek bir doğum” olarak nitelendirmiştir. Dünya edebiyatının en sarsıcı metinlerinden biri sayılan “Dönüşüm” (1915), bir sabah kendisini dev bir böceğe dönüşmüş halde bulan pazarlamacı Gregor Samsa aracılığıyla modern insanın yabancılaşmasını konu alır.
Yazarın diğer önemli eserleri arasında; ürkütücü bir infaz makinesini anlatan “Ceza Sömürgesi”, “Açlık Sanatçısı” ve “Şarkıcı Josephine ya da Fare Irkı” bulunmaktadır. Kafka’nın en güzel sözlerinden oluşan bu eserleri, insan ruhunun derinliklerindeki kaygıları ve bürokratik mekanizmaların soğukluğunu işleyen 20. yüzyılın en çığır açıcı kurguları arasında yerini korumaktadır.
Romanları
Franz Kafka’nın yarım kalan ancak edebiyat dünyasını derinden sarsan üç büyük romanı, bürokrasinin soğukluğunu ve bireyin sistem karşısındaki çaresizliğini ustalıkla işler. 1912’de yazmaya başladığı bağımsız olarak yayımlanan Franz Kafka’nın ilk kitabı “Amerika (Kayıp Kişi)”, yazarın diğer eserlerine kıyasla daha esprili ve nispeten iyimser bir tona sahiptir. Akrabalarının göçmenlik deneyimlerinden izler taşıyan bu eser, baskıcı bir sistem içinde hayatta kalmaya çalışan bir gencin absürt serüvenlerini anlatır.
1914 yılında kaleme aldığı “Dava”, suçunun ne olduğunu bilmeden uzak ve erişilemez bir otorite tarafından yargılanan Josef K.’nın trajedisini konu alır. Bu eser, yazarın Felice Bauer ile olan çalkantılı ilişkisinin izlerini taşıyan edebi bir hesaplaşma niteliğindedir. Franz Kafka’nın tamamlayamadığı ancak son bölümünü bitirdiği nadir eserlerindendir. Yazarın en çok okunan kitapları arasında başı çeken bu roman, hukuk ve bürokrasi labirentinde kaybolan bireyin trajedisini en saf haliyle sunar.
Kafka, başyapıtlarından biri olan “Şato” romanını henüz 1914 yılında zihninde planlamış olsa da kalemi kağıda dokundurmak için 1922 yılına kadar beklemiştir. Kafka’nın son büyük romanı olan “Şato”, bir köye gelen ve şatodaki gizemli makamlara ulaşmaya çalışan kadastrocu K.’nın boşuna ve umutsuz arayışına odaklanır. Karanlık, gerçeküstü ve labirentvari bir atmosfere sahip olan bu eser, insanın yabancılaşmasını, bitmek bilmeyen bürokratik engelleri ve ulaşılamaz hedeflerin yarattığı boşluğu kusursuz bir gerçekçilikle tasvir eder.
Bu süreçte hayatına giren en önemli figürlerden biri, 1920 yılında tanıştığı Çek yazar Milena Jesenská olmuştur. İkilinin arasındaki derin entelektüel, duygusal bağın ürünü olan yazışmaları ve Franz Kafka’nın alıntılarıyla, daha sonra dünya edebiyatının en sarsıcı mektup derlemelerinden biri olan “Milena’ya Mektuplar” adıyla ölümsüzleşmiştir.
Franz Kafka Hakkında Bilgiler
Genel kanının aksine, eserleri bugün “ağır ve karamsar” olarak nitelendirilen Kafka, kendi metinlerini aslında oldukça trajikomik buluyordu. Yakın dostu Max Brod’un anılarına göre; Kafka, Dava romanının ilk bölümlerini arkadaş grubuna okurken kahkahalarına engel olamamış, hatta gülmekten okumayı birkaç kez yarıda kesmek zorunda kalmıştır.
Kafka’nın edebi dehası kadar şaşırtıcı olan bir diğer yönü ise iş hayatındaki başarısıdır. Sanılanın aksine “beceriksiz bir memur” değil, İşçi Kaza Sigortası Kurumu’nun takdir edilen, vizyoner bir çalışanıydı. Öyle ki, çelik fabrikalarındaki ölüm oranlarını ciddi ölçüde düşüren ve günümüzdeki modern koruyucu kaskların öncüsü sayılan bir güvenlik kaskı tasarlamış, bu başarısıyla madalyaya layık görülmüştür.
Ancak Kafka’nın mirası, bizzat kendisinin talep ettiği bir yok oluşun eşiğinden dönmüştür. Hayatının son döneminde, sevgilisi Dora Diamant ile Berlin’deyken birçok defterini imha ettirse de; Dora, büyük bir cesaretle yazarın 20 defterini ve 35 mektubunu saklamayı başarmıştır. Ne yazık ki bu paha biçilemez arşiv, 1933 yılında Gestapo tarafından ele geçirilmiş ve tarihin karanlık sayfalarında kaybolmuştur. Edebiyat dünyası, “kayıp hazine” olarak nitelendirilen bu defterlerin bir gün bir yerlerde ortaya çıkacağına dair umudunu hâlâ korumaktadır.
Franz Kafka Eserleri
Değişim (1915)
Yargı (1913)
Ceza Sömürgesi (1919)
Babaya Mektup (1919)
Açlık Sanatçısı (1924)
Dava (1925)
Şato (1926)
Kayıp (Amerika) (1927)
Franz Kafka Alıntı
“Mesela neden senin odanda duran, sen sandalyende ya da çalışma masanda otururken, uzanırken, ya da uyurken, seni bütünüyle gören mutlu bir dolap değilim? Neden değilim?”
-Franz Kafka, Milena’ya Mektuplar







































































































































































































