Sabahattin Ali
Sabahattin Ali Kimdir?
Sabahattin Ali’nin Hayatı Kısaca
Sabahattin Ali’nin hayatı 25 Şubat 1907’de Edirne Vilayeti’nin Gümülcine Sokağı’na bağlı Eğridere’de başladı. Edebiyatımızın usta kalemi Sabahattin Ali’nin insan ruhuna dokunan eserleri, günümüzde hâlâ en çok paylaşılan Sabahattin Ali en önemli eserleri arasında yer alarak derinliğini koruyor.Baba tarafından Trabzon asıllı olan Sabahattin Ali’nin adı, babası Ali Selahattin Bey’in arkadaşı Prens Sabahattin ile olan dostluğundan gelmektedir.
Sabahattin Ali yedi yaşında iken İstanbul Üsküdar’ın Doğancılar Mahallesi’nde bulunan Füyuzatı Osmaniye Mektebine başladı. Babasının Çanakkale’ye tayini çıktığı için ailecek Çanakkale’ye taşındılar ve ilk öğrenimine Çanakkale İptidai Mektebi’nde devam etti. Bu okulda okurken seferberlik ilan edildi ve okul öğretmensiz kalınca okul kapandı. Sonrasında okulun geri açılmasında Sabahattin Ali’nin babasının çok emekleri geçti. Yazar öğrenimine Edremit İptidai Mektebi’nde devam etti.
Sabahattin Ali, Edremit İptidai Mektebi’ni başarılı bir öğrenci olarak bitirince İstanbul’daki büyük dayısının yanına bir seneliğine gitti. Sonrasında Balıkesir’e dönerek Balıkesir Muallim Mektebi’nde öğrenimine devam etti. Burada Sabahattin Ali şiirleri ve hikâye denemelerinin beğenilmesiyle okulun ikinci yılında gazete ve dergilerde yazmaya başladı. Ekstra olarak arkadaşlarıyla beraber, Sabahattin Ali sözleriyle destek olduğu bir okul gazetesi çıkarmaya başladı.
Sabahattin Ali’nin burada okuduğu süreç boyunca günlük yazmaya, tiyatro ve sinemaya ilgisi artmaya başladı. Gittikçe sanata olan ilgisi arttı ve okulun disiplinli ortamından bunalan Sabahattin Ali fırsat buldukça okuldan kaçarak sinema veya tiyatroya gitti. Sabahattin Ali’nin bu kaçışlarının fark eden okul müdürü kendisini ailesinin yanına göndermekle tehdit edince Sabahattin Ali intihara teşebbüs etti. Bu blöf olarak adlandırdığı intihar teşebbüsü, Sabahattin Ali’nin okuldan arkadaşları ve öğretmenleri tarafından engellendi. Sabahattin Ali, okul müdürünün de desteğiyle İstanbul’a nakil aldırıldı.
Sabahattin Ali’nin Yazı Hayatına Girişi
İlk yazılarını Balıkesir’de yazan yazarın edebiyat öğretmeni, Ali Canip Yöntem’di ve onun sayesinde Sabahattin Ali hikâyelerini ve şiirlerini “Çağlayan” ve “Akbaba” gibi dergilere gönderdi. 1927 yılında Sabahattin Ali, öğretmenlik diplomasını alarak Ankara’da hastanede çalışan dayısı Rıfat Ali Ertüzün’ün yanına gitti. Dayısının Yozgat Devlet Hastanesine tayini çıkınca Ertüzün yeğenini yanına almak istedi ve yeğeninin Yozgat Merkez Cumhuriyet İlkokulu’na öğretmen olarak atanmasını sağladı. Bu dönemde Sabahattin Ali’nin annesinin sağlık sorunları arttı.
Sabahattin Ali, Yozgat Merkez Cumhuriyet İlkokulunda tanıştığı Nahit Hanım’a aşık oldu ve ona sevgisini gösterebilmek için Servet-i Fünun dergisinde 2 Şubat 1928 tarihli sayısında yayımladığı “Bir Macera” şiirini Nahit Hanım’a adadı. Aşkı karşılıksız kalan Sabahattin Ali, “Ne Kazandık” (1927), “Kalbimde Aşkınız” (1927), “Ebedi” (1928), “Yat Uyu” (1928), “Kudurmak” (1928), “Bütün İnsanlara” (1928), “Firar” (1928) gibi şiirlerinde bu karşılıksız aşkı sözcüklere döktü.
Almanya Macerası
Aynı yıl Türkiye Cumhuriyeti tarafından 1928 yılı Kasım ayında Almanya’ya dil eğitimine gitti. Sabahattin Ali Berlin’de on beş gün kaldıktan sonra Potsdam’a yerleşti. Dilini geliştirmek amacıyla yaşlı bir kadının evinde pansiyoner olarak girdi ve sonrasında Deutscher Institut Auslander’ın kursuna başladı. Birinci Dünya Savaşı’nda Türkiye’de olan ve biraz Türkçe bilen eski bir subaydan dil dersleri aldı.
Sabahattin Ali, Almanya’ya giden ekipten olan Melahat Togar’la görüşmeye başladı. Melahat Togar’ın “Arkadaşım Sabahattin Ali” adlı yazısında yazarın daha Almancayı tam öğrenmeden Almanca üzerinden Rus yazarları okuduğunu belirtti. Bu sayede Sabahattin Ali, İvan Turgenyev, Thomas Mann, Maksim Gorki, Guy de Mauppassant, Edgar Allan Poe ve Heinrich von Kleist gibi önemli yazarları tanıdı ve ilham aldı.
Sabahattin Ali Potsdam’da kaldığı zamanda İstanbul’u ve platonik aşkını özler ve 1 Ocak 1929’da Nahit hanım’a yılbaşı hediye olarak ona yazdığı şiirleri gönderir fakat cevap almaz. Postdam’daki dil kursu bittikten sonra Berlin’de yatılı bir okula yerleşti. Yazar Almanya’da uzun süre kalmayı planlarken daha ikinci yılını tamamlayamadan 1930 yılında Türkiye’ye döndü. Bu hızlı geri dönüş hakkında bazı iddialar çıkmıştır. İlk iddia Sabahattin Ali’nin Nihal Atsız’a anlattığına dayanarak; “Bu parazit Türkleri buradan atmalı!” diyen Alman öğrencisini dövmüş olduğu , ikinci iddia ise Alman öğrencilerine komünizm propogandası yapmış olduğu şeklindedir. İkinci iddia Sabahattin Ali’nin Almanya’dan döndükten sonra Nihal Atsız ile görüşmesi, Türk Ocakları’nı ziyaret etmesi ve Atsız Mecmua’da yazılarını yayımatmış olmasından kaynaklı zayıf bir ihtimaldir. Sabahattin Ali’nin bazı sözlerinden Almanları sevmediği ve onları “domuz” olarak gördüğü söylenmektedir.
Sabahattin Ali’nin Öğretmenlik Hayatı ve Tutuklanmaları
Geldikten sonra İstanbul Yüksek Muallim Mektebinde yatılı okudu ve burada Pertev Naili Boratav, Nihad Sami Banarlı, Orhan Şaik Gökyay ve Nihal Atsız gibi arkadaşlarıyla kaldı. Okul müdürünün yardımı sayesinde Bursa’nın Orhaneli ilçesindeki bir ilkokula öğretmen olarak atandı. Devam eden yılın eylül ayında Gazi Terbiye Enstitüsünde açılmış olan Almanca yeterlilik sınavına girdi ve Aydın Ortaokulu’nda Almanca öğretmeni olarak çalıştı. Burada komünizm propagandası yaptığı iddiasından hakkında soruşturma başlatıldı.
1931 yılının Mayıs ayında mahkeme için İstanbul’a gönderildi, iki gün sonra mahkeme tutuksuz yargılanmasına karar verdi. Soruşturmaların derinleştirilmesi ile Sabahattin Ali’nin tutuklu yargılanmasına karar verdiler. 9 Eylül 1931 tarihine kadar Aydın Hapishanesi’nde tutuklu kaldı. Serbest bırakıldıktan yirmi bir gün sonra, Konya Ortaokulu’na Almanca öğretmeni olarak atandı.
Yozgat’ta yaşarken Nahit Hanım’a, Almaya’da iken Frolayn Puder’e, Aydın’da iken bir miralayın kızına ve Konya’da ise Melahat Muhtar adında olan öğrencisi ve Muhsine adındaki bir şarkıcıya ilgi duydu. Bu kadınlar arasından bir tek Melahat Muhtar’a karşı duyduğu aşk karşılık buldu. Melahat’a atfen “Çocuklar Gibi” adlı şiiri yazdı. Bu şiirinde eski aşklarını birkaç günlük düşkünlükler olarak tanımladı. Bu aşkından Pertev Naili Boratav’a yazdığı mektuplarda bahsetti. Yazarın bu mutluluğu, bir toplantıda okuduğu “Memleketten Haber” şiiri ile Mustafa Kemal Atatürk’e ve İsmet İnönü’ye hakaret ettiği iddiasıyla 22 Aralık 1932’de tutuklanması ile yarım kaldı.
Sabahattin Ali, Konya Asliye Ceza Mahkemesi tarafından bir yıllık cezaya çarptırıldı. Sonrasında davaya temyizde iki ay daha eklenerek cezası toplamda on dört aya çıkarıldı. 29 Nisan 1933 tarihinde memurluktan kaydı silindi ve Konya’dan Sinop Cezaevine gönderildi.
Yazarın mahpusluk günlerine tanıklık eden arkadaşları, onun geceleri uykudan feragat edip sürekli okuduğunu, gündüzleri ise bir sandığı masa niyetine kullanarak durmaksızın yazdığını anlatır. Hayatındaki her dönüm noktasını sanatına dahil eden yazar, bu süreçte biriktirdiği gözlemleri “Kanal”, “Katil Osman” ve “Çaydanlık” gibi önemli öykülerine nakletmiştir. Toplamda on ay yedi gün süren bu zorunlu ikamet, Cumhuriyet’in 10. yılı onuruna ilan edilen genel afla sona ermiştir.
Yeniden Atanma Süreci
Sabahattin Ali serbest kaldıktan sonra İstanbul’daki yakınlarını ziyaret etti. Sonrasında yeniden atanabilme umuduyla Ankara’ya gitti. Atanmaya uğraştığı süreç içinde dayısı Rıfat Ali Ertüzün’ün yanında kaldı ve küçük tercümeler yaptı. 1934 yılında Sabahattin Ali’den Mustafa Kemal Atatürk hakkında bir kaside yazılması istendi. Sabahattin Ali’de bu istek üzerine Varlık dergisinin 15 Ocak 1934 tarihli 13. sayısında “Benim Aşkım” adlı şiirini yazdı. İstedikleri kaside yayınlanmasına rağmen Sabahattin Ali bir süre daha atanabilmek için bekledi.
Atanabilmesine yardımcı olacağı düşüncesiyle, kendisine atfedilen komünist sıfatının yanlış olduğunu ispat edebilmek için yazdığı “Esirler” adlı oyunun halkevleri tarafından sahneye konacağını Maarif Vekili’ne söyledi. Yazar atanmayı beklerken yakın arkadaşı Ayşe Hanım’a yazdığı bir mektubun sonuna bir not bırakarak kendisine evlenme teklifi etti. Ayşe Hanım ise bu notu şaka olarak adlandırdı ve Sabahattin Ali’yi reddetti.
Sonunda Sabahattin Ali, Atatürk’ten izin gelmesiyle geçici olarak Orta Tedrisat Şube Müdürlüğüne (1934), ardından da asli olarak Milli Talim ve Terbiye’ye atandı.
Sabahattin Ali ve Evlilik
Sabahattin Ali, 1932 yılının yaz aylarında İstanbul’daki bir aile dostu olan Eczacı Salih Başotaç’ın evinde hayatının aşkı Aliye Hanım ile tanıştı. Ancak bu birliktelik başlangıçta Aliye Hanım’ın ailesi tarafından tereddütle karşılandı. Yazarın polis kayıtlarındaki sabıkası evliliğin önünde ciddi bir engel olarak görülüyordu. Aliye Hanım’ın kararlı tutumu sayesinde bu çekinceler aşıldı ve aile rızası alındı. Çift, 16 Mayıs 1935’te Kadıköy Evlendirme Dairesi’nde hayatlarını birleştirdi. Nikâhın ardından Ankara’nın yolunu tutan ikili, orada yapılan düğün töreninden sonra Ulus’taki ilk yuvalarına yerleşti.
İlerleyen süreçte “mümeyyizlik” makamından farklı bir idari göreve getirilen Sabahattin Ali, eş zamanlı olarak bir ortaokulda Almanca öğretmenliği yapmaya başladı. Ekonomik şartlarının iyileşmesi ile birlikte edebi çalışmalarına daha fazla yoğunlaşma fırsatı buldu. Bu dönemde Varlık dergisinde “Kağnı” ve “Pazarcı” gibi önemli öykülerini okurla buluştururken, Knut Hamsun, Liam O'Flaherty ve Panteleymon Romanov gibi isimlerin eserlerini Türkçeye kazandırarak çevirmenlik yönünü de ortaya koydu. Ayrıca Ayda Bir dergisinde “Kamyon” ve “Apartman” gibi sevilen hikâyelerini tefrika etmeyi sürdürdü.
Askerlik Sonrası
Otuz yaşına gelen Sabahattin Ali, İstanbul Eski Harbiye’de askerliğe başladı ve iki ay er, altı ay yedek subay öğrencisi olarak eğitim gördü. Askerliğinde gittiği şehirlere eşi Aliye Ali’yi de götürdü. Askerlik yaptığı dönemde kızları Filiz Ali (1937-) doğdu.
Askerliğinin sonunda Sabahattin Ali, Musiki Muallim Mektebi’ne Türkçe öğretmeni olarak atandı ve Ankara’ya yerleşti. Ankara’da yaşadığı dönemde Sabahattin Eyüboğlu, Niyazi Ağırnaslı ve Azra Erhat gibi isimlerle yakın ilişkiler kurdu. Devam eden süreçte Devlet Konservatuvarı’nda Carl Ebert’in asistanı olarak atandı.
Sabahattin Ali’nin hayatında hareketlilik azalınca edebî çalışmalarına yoğunlaştı. Sabahattin Ali, romanlarından “İçimizdeki Şeytan”ı (1939) yazdı. Bu romanın yayımlanması edebiyat dünyasında büyük bir siyasi tartışmanın fitilini ateşledi. Özellikle Nihal Atsız, bu esere tepki olarak Sabahattin Ali’nin özel yaşamına dair iddialar da barındıran “İçimizdeki Şeytanlar” adlı eserini kaleme aldı.
1.Dünya Savaşı’nın yaklaştığı günlerde, ilan edilen genel seferberlik nedeniyle yazar yeniden orduya çağrıldı ve dört ay boyunca İstanbul’da askerlik görevini yerine getirdi. İşte Türk edebiyatının klasikleri arasına girecek olan “Kürk Mantolu Madonna”, bu zorlu askerlik döneminde kağıda döküldü ve 1940-1941 yılları arasında Hakikat gazetesinde bölüm bölüm yayımlandı. Bu süreçte yazarın Ankara’daki nüfuzu artarken, siyasi çevrelerle olan diyaloğu da derinleşti.
Sabahattin Ali - Nihal Atsız Davası ve Yankıları
Sabahattin Ali, 1940’lı yılların ortasından itibaren siyasi yelpazenin her iki kanadından da ağır eleştiriler alarak hedef tahtasına oturtuldu. Sol kesim onu "burjuva yaşantısı" sürdürmekle itham ederken, sağ kesim, özellikle Nihal Atsız aracılığıyla, yazarın devlet kadrolarında görev almasına şiddetle karşı çıkıyordu. Nihal Atsız’ın Sabahattin Ali’yi "vatan haini" olarak nitelendirdiği açık mektup, meşhur Sabahattin Ali-Nihal Atsız davasına dönüştü. Adliye önünde milliyetçi öğrenci gruplarının protestolarına sahne olan bu dava süreci, Atsız’ın ceza almasıyla sonuçlansa da yazar üzerindeki siyasi baskıları daha da tırmandırdı.
Bu dönemden sonra Sabahattin Ali’nin hayatı; bakanlık emrine alınması, üçüncü kez askere çağrılması ve muhalif yayın organlarına yönelik saldırılarla iyice zorlaştı. Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz ile birlikte çıkardığı “Markopaşa” dergisi büyük bir popülerlik kazansa da siyasi içeriği nedeniyle sürekli kapatıldı ve yazara hapis yolları göründü. Ekonomik olarak tükenen ve sürekli takip edilen yazar, şehir hayatının boğuculuğundan kaçmak ve edebi malzeme toplamak bahanesiyle bir kamyon alarak nakliyeciliğe başladı. Ancak asıl amacı, pasaport alamadığı için yasal yollarla gidemediği yurt dışına firar etmekti. 1948 Mart ayında "Edirne'ye peynir götüreceğim" diyerek evinden ayrılması, onun geri dönüşü olmayan son yolculuğunun başlangıcı oldu.
Sabahattin Ali Nasıl Öldü?
Sabahattin Ali için Edirne yolculuğu, bir peynir nakliyesinden ziyade, hapis cezaları ve siyasi baskılarla daralan çemberden bir kaçış biletiydi. Pasaport talebi reddedildiği için tek çaresi, Bulgaristan üzerinden Avrupa’ya ulaşmaktı. Daha önce Suriye sınırından geçmeyi denemiş ancak başarılı olamamıştı. Çevresine karşı derin bir güvensizlik duyan yazar, kendisini misafir eden Mehmet Ali Cimcoz’un bir istihbarat ajanı olmasından şüpheleniyordu. Bu yüzden asıl planını gizli tutarak, hapishane arkadaşı Berber Hasan aracılığıyla Ali Ertekin isimli bir rehberle anlaştı. Eski bir subay olan Ertekin, ordudan ihraç edilmiş karanlık bir isimdi.
Kırklareli’ne doğru kamyonla yola çıkan ikili, bir noktadan sonra şoförü geride bırakarak yolun kalanına yaya devam etti. Ali Ertekin’in sonradan verdiği ifadeye göre; Sabahattin Ali, yol boyunca Türkiye’de komünist bir ihtilal başlatma planlarından bahsetmişti. Tarihler 2 Nisan 1948’i gösterdiğinde, Ertekin, sınırda mola verip kitap okumakta olan yazarın başına bir sopayla defalarca vurarak onu hayattan kopardı. Katil, bu cinayeti “milli duygularının tahrik edilmesi” ile gerekçelendirse de, Ertekin’in o dönemki istihbarat teşkilatına (MAH) çalıştığına dair iddialar hiçbir zaman gündemden düşmedi.
Yazarın cansız bedeni, olaydan aylar sonra bir çoban tarafından Sazara köyü yakınlarında bulundu. İlk etapta kimliği teşhis edilemeyen ceset, polisin bir insan kaçakçılığı şebekesini çökertmesiyle aydınlanmaya başladı. Şebeke üyesi olan Ali Ertekin suçunu itiraf etti, ancak idamla yargılandığı davadan yalnızca dört yıl hapis cezası alarak kısa sürede tahliye edildi. Yazarın eşyaları yakınları tarafından teşhis edilse de ölümü üzerindeki spekülasyonlar son bulmadı.
Sabahattin Ali’nin son nefesini nerede ve nasıl verdiği, Türk siyasi tarihinin en büyük gizemlerinden biri olarak kaldı. Rasih Nuri İleri gibi isimler, yazarın sınırda yakalandığını ve Kırklareli’nde sorgulanırken işkence altında can verdiğini savundu. Yalçın Küçük ise yazarın emniyetle iş birliği yaptığını ve bir sınır çatışmasında öldüğünü, cinayetin Ertekin’in üzerine yıkıldığını ileri sürdü. Yakın dostu Aziz Nesin ise cinayetin arkasında kurumsal bir yapı aramak yerine, Sabahattin Ali’nin “kişisel kusurları ve tedbirsizliği” nedeniyle bu felakete sürüklendiğini iddia etti.
Bugün Kırklareli’nde yazarın öldürüldüğü varsayılan yerde, bedeni hiçbir zaman tam olarak bulunamasa da, onu sevenlerin ziyaret ettiği temsili bir anıt mezar bulunmaktadır.
Sabahattin Ali Hakkında Bilgi
Sabahattin Ali’nin annesi ruhsal sorunlarından kaynaklı defalarca intihara teşebbüs etti. Bunun hakkında Sabahattin Ali’nin Edremit’ten çocukluk arkadaşı olan Ali Demirel , anne Hüsniye Hanım’ın çok sinirli biri olduğunu ve diğer oğlu olan Fikret’e daha çok ilgi gösterdiğini söylemiştir. Annesinin bu durumu Sabahattin Ali’yi günlük hayatında etkilemiş ve dış çevreye karşı kapalı ve arkadaş ortamlarından uzak kalmasına sebep olmuştur. Çocukluk arkadaşlarının söylediğine göre, Sabahattin Ali arkadaş ortamlarında çok bulunmayı tercih etmezmiş, bunun yerine tek başına olmayı, kitap okumayı veya resim çizmeyi tercih edermiş. Yaşadığı bu travmatik dönem Sabahattin Ali’nin edebi kişiliğini şekillenmesinde yer edinmiştir.
Sabahattin Ali Şarkıları
Ferhat Göçer’in “Sabahattin Ali Şarkıları” albümü 24 Ocak 2020’de çıktı. Albümün içinde Sabahattin Ali’nin şiirlerinden oluşan şarkılar yer alıyor. Şarkı listesi şu şekildedir: Geçmiyor Günler, Göklerde Kartal Gibiydim, Aldırma Gönül, Dağlardır Dağlar, Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz, Melankoli, Çocuklar Gibi, Ben Yine Sana Vurgunum, Yetmez mi, Leylim Ley.
Sabahattin Ali’nin Edebi Kişiliği
Fikir dünyası Türkçülükten Marksist kültüre doğru evrilen Sabahattin Ali, eserlerinde sanatı bir hayat tarzı olarak benimsemiş ve her satırında yüksek bir estetik form aramıştır. "Ses" hikâyesinde aydın yabancılaşmasına karşı Anadolu’nun lirik romantizmini savunmuş, ilk romanı “Kuyucaklı Yusuf” ile toplumsal aksaklıkları eleştirel bir dille ortaya koymuştur. “İçimizdeki Şeytan” ve “Kürk Mantolu Madonna” gibi başyapıtlarında ise siyasal gerilimler ile bireyin karanlık dehlizlerini, psikolojik tahlillerle iç içe geçirmiştir. Kısa ömrüne sığdırdığı bu devasa külliyat, onu hem Anadolu’nun sesi hem de Türk edebiyatının sarsılmaz bir köşe taşı haline getirmiştir. “Kürk Mantolu Madonna” ve “Kuyucaklı Yusuf” ölümsüz eserlerinde yazara ait Sabahattin Ali en güzel sözleri listesi, okurlara aşk ve hüzün üzerine eşsiz perspektifler sunar.
Sabahattin Ali, sanat hayatının başlarında sanatı, toplumsal koşulların bilinçli ya da bilinçsiz bir yansıması olarak tanımlarken; zamanla bu "ayna tutma" işlevinin ötesine geçmiştir. Ona göre sanat, sadece kuru bir tasvir değil, bir amaca hizmet eden canlı bir mekanizma olmalıdır. Bu amaç ise insanı yüceltmek, onu daha iyiye ve güzele doğru dönüştürmektir. Kendi dönemindeki sanatçıları halktan kopuk ve sadece yüksek zümreye hitap eden “geleneksel zevk sahipleri” olarak eleştirmiş; onların toplumdan uzak eserlerinin kalıcı olamayacağını savunmuştur. Kalıcılığın tek anahtarının ise hayatın gerçeklerine sıkı sıkıya bağlı bir realizm (gerçekçilik) olduğunu vurgulamıştır.
Şiir ve edebi değerler konusunda ise kategorik ayrımlardan ziyade niteliğe odaklanmıştır. “Eski-yeni” çatışmasını anlamsız bulan yazar, asıl ölçütün “iyi-kötü” ayrımı olması gerektiğini belirtmiştir. Nitekim kendisi de kaliteli olduğu sürece Fuzûlî ve Şeyh Galip gibi divan şairlerini okumaktan geri durmamıştır. Şiirin, insanın ruh dünyasına yeni bir heyecan ya da fikir eklemesi gerektiğini savunurken, Garip akımı gibi halkın dünyasına yabancı bulduğu ve “anlaşılmaz” olarak nitelendirdiği sanatsal deneyişlere mesafeli yaklaşmıştır.
Dil konusunda tam bir sadelik yanlısı olan Sabahattin Ali, bu ilkesini kendi eserlerinde de titizlikle uygulamıştır. Kitaplarına giren öykülerini zaman içinde daha anlaşılır kılmak için sadeleştirme süreçlerinden geçirmiştir. Ancak onun dil anlayışı, “Öz Türkçe” adına yaşayan dilden kopmak demek değildir. Aksine, dile yerleşmiş ve halkın hafızasında kalıplaşmış kelimelerin korunması gerektiğini savunarak, dilde aşırıya kaçan tasfiyeci yaklaşımlara karşı dengeli bir duruş sergilemiştir.
Sabahattin Ali’nin Romanları ve Öyküleri
Sabahattin Ali’nin Türk edebiyatına damga vuran üç büyük romanı, kitap olmadan önce gazete sayfalarında tefrika edilerek okurla buluşmuştur. 1937’de basılan ilk romanı “Kuyucaklı Yusuf”, Tan gazetesindeki kesintili yayınına rağmen büyük bir ilgi uyandırmış; ardından gelen “İçimizdeki Şeytan” (1940) ve askerlik yaptığı sırada çadırda kaleme aldığı “Kürk Mantolu Madonna” (1943) yazarı ustalığa taşımıştır. Bu eserlerin arka planındaki ilginç detaylar, yazarın yaratım sürecine ışık tutar; örneğin, başlangıçta bir öykü taslağı olan “Kürk Mantolu Madonna”nın ismi için “Lüzumsuz Adam” ve “Yirmi Sekiz” gibi başlıklar düşünülmüştür. Yazar, bu metinleri günü gününe yazıp gazetelere yetiştirerek, kısıtlı imkânlar altında bile edebi disiplinden ödün vermediğini kanıtlamıştır.
Yazarın roman kurgusu, aşk, yalnızlık ve iletişimsizlik gibi bireysel temaların toplumsal yozlaşma ve sınıf çatışmalarıyla harmanlanması üzerine kuruludur. “Kuyucaklı Yusuf”ta taşradaki çarpık sosyal ve ekonomik yapı aşk ekseninde eleştirilirken, “İçimizdeki Şeytan” ve “Kürk Mantolu Madonna”da şehirli aydının içsel sancıları ve uyumsuzluğu mercek altına alınır. Özellikle ana erkek karakterler olan Yusuf, Ömer ve Raif Efendi; çevrelerine yabancılaşmış, olaylara yön vermekte zorlanan ve edilgen bir yapıya sahip profiller olarak dikkat çeker. Bu karakterlerin ortak trajedisi, sağlıksız yürüyen evlilikler ve ölümle ya da kopuşla biten mutsuz sonlardır.
Mekân ve zaman kullanımı açısından Sabahattin Ali, her eserinde farklı bir atmosfer yaratmıştır. “Kuyucaklı Yusuf” Kuyucak köyünden Edremit’e uzanan geniş bir zaman diliminde doğayı ve kırsalı mekan tutarken, “İçimizdeki Şeytan”da olaylar sadece birkaç aya sığdırılarak İstanbul’un cadde ve deniz kenarlarına taşınır. “Kürk Mantolu Madonna” ise zamanın geriye doğru aktığı bir kurguyla Berlin’den Ankara’ya uzanan hüzünlü bir yolculuğu anlatır. Yazar, kasabalıdan memura, profesörden köylüye kadar geniş bir karakter yelpazesi kullanarak, hem kırsaldaki hem de eğitimli kesimdeki yozlaşmayı realist bir tavırla deşifre eder.
Sabahattin Ali’nin öykücülüğü, 1935 yılında yayımlanan “Değirmen” ile başlayıp “Sırça Köşk”e kadar uzanan ve toplamda 64 hikâyeye ulaşan devasa bir edebi mirası kapsar. Türk edebiyatında toplumcu gerçekçi ekolün yapı taşlarını döşeyen yazar, öykülerinde sevgi ve aşk gibi bireysel temaların yanı sıra kırsal kesimin toprak kavgalarını, miras uyuşmazlıklarını ve cinayetle sonuçlanan toplumsal trajedileri büyük bir ustalıkla işlemiştir. Kendi yaşamında deneyimlediği hapis hayatı ise “Duvar”, “Katil Osman” ve “Kazlar” gibi öykülerinin ana eksenini oluşturmuş; cezaevi atmosferini, mahkûm psikolojisini ve gardiyan-jandarma ilişkilerini edebiyatımıza kazandırmıştır.
Yazın hayatının başında “Kırlangıçlar” gibi öykülerde hayvanları başrole taşıyan yazar, zamanla odağını insan tiplerine kaydırmış ve özellikle geçim sıkıntısı çeken silik memurları, sömürücü ağaları, çıkarcı doktorları ve hırslı ama işsiz erkekleri gerçekçi tasvirlerle anlatmıştır. Kadın karakterlerin genellikle ikinci planda kaldığı ve ev-tarla ekseninde resmedildiği öykü dünyasında, kadınlar daha çok eşine bağlı fedakâr figürler olarak yer bulur; ancak İstanbul öykülerinde daha varlıklı ve toplumca yadırganan çekici kadın tiplerine de rastlanır.
Mekân olarak ağırlıklı olarak Orta Anadolu ve Ege’yi seçen Sabahattin Ali, bazen Kızıldeniz’den Berlin’e kadar uzanan yurt dışı coğrafyalarına da kapı aralamıştır. Dil konusunda romanlarına kıyasla çok daha yalın ve duru bir çizgi izlemiş, karakterlerini yerel ağız ve şivelerle konuştururken her zaman ölçülü bir estetik düzeyini korumuştur. Harf İnkılabı sonrası Türkçenin yaşadığı değişimi eserlerine doğrudan yansıtan yazar, kendi sanatına karşı da oldukça dürüst davranmıştır. Gençlik yıllarında yazdığı bazı eserlerini “zevksizlik” olarak nitelendirecek kadar ağır eleştirmekten çekinmemiş, edebi gelişimini okuyucuya tüm şeffaflığıyla sunmayı bir dürüstlük borcu olarak görmüştür.
Sabahattin Ali Eserleri
Kuyucaklı Yusuf (1937)
Kürk Mantolu Madonna (1943)
Değirmen (1935)
Kağnı (1936)
Sırça Köşk (1947)
Dağlar ve Rüzgar (1934)
Öteki Şiirler (1937)
Esirler (1936)
Sabahattin Ali Alıntı
“Unutmayın ki, dünyada en korkunç şey, ümidini kaybetmektir.”
-Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
-
Kağnı Ses EsirlerÖzel fiyat ₺70,00 Normal Fiyat ₺100,00 -
Kürk Mantolu MadonnaÖzel fiyat ₺41,60 Normal Fiyat ₺64,00 -
İçimizdeki ŞeytanÖzel fiyat ₺59,50 Normal Fiyat ₺85,00 -
Kuyucaklı YusufÖzel fiyat ₺49,00 Normal Fiyat ₺70,00 -
Bütün Şiirleri - Sabahattin AliÖzel fiyat ₺42,00 Normal Fiyat ₺60,00 -
Kürk Mantolu MadonnaÖzel fiyat ₺42,00 Normal Fiyat ₺60,00 -
Kürk Mantolu MadonnaÖzel fiyat ₺58,50 Normal Fiyat ₺90,00 -
Kuyucaklı YusufÖzel fiyat ₺78,00 Normal Fiyat ₺120,00 -
Kuyucaklı YusufÖzel fiyat ₺50,70 Normal Fiyat ₺78,00 -
İçimizdeki ŞeytanÖzel fiyat ₺71,50 Normal Fiyat ₺110,00 -
Çakıcı'nın İlk KurşunuÖzel fiyat ₺49,00 Normal Fiyat ₺70,00 -
Hep Genç KalacağımÖzel fiyat ₺245,00 Normal Fiyat ₺350,00 -
İçimizdeki ŞeytanÖzel fiyat ₺130,00 Normal Fiyat ₺200,00 -
Kuyucaklı YusufÖzel fiyat ₺117,00 Normal Fiyat ₺180,00 -
MahkemelerdeÖzel fiyat ₺56,00 Normal Fiyat ₺80,00 -
İçimizdeki ŞeytanÖzel fiyat ₺55,44 Normal Fiyat ₺88,00 -
Canım Aliye Ruhum FilizÖzel fiyat ₺70,00 Normal Fiyat ₺100,00 -
Dağlar ve RüzgârÖzel fiyat ₺45,50 Normal Fiyat ₺70,00 -
KırlangıçlarÖzel fiyat ₺120,00 Normal Fiyat ₺160,00 -
İçimizdeki ŞeytanÖzel fiyat ₺146,25 Normal Fiyat ₺195,00 -
Kuyucaklı YusufÖzel fiyat ₺146,25 Normal Fiyat ₺195,00 -
İçimizdeki ŞeytanÖzel fiyat ₺94,25 Normal Fiyat ₺145,00 -
Kürk Mantolu MadonnaÖzel fiyat ₺71,50 Normal Fiyat ₺110,00 -
İçimizdeki ŞeytanÖzel fiyat ₺71,50 Normal Fiyat ₺110,00 -
Kuyucaklı YusufÖzel fiyat ₺71,50 Normal Fiyat ₺110,00 -
Bütün Eserleri - Eleştirel Basım - Sabahattin AliÖzel fiyat ₺630,00 Normal Fiyat ₺900,00 -
Etrafın Seni Sıktığı Zaman Kitap OkuÖzel fiyat ₺146,25 Normal Fiyat ₺195,00 -
Kağnı / SesÖzel fiyat ₺84,00 Normal Fiyat ₺140,00 -
Bir Haftada Sabahattin AliÖzel fiyat ₺90,00 Normal Fiyat ₺120,00 -
Kuyucaklı YusufÖzel fiyat ₺248,50 Normal Fiyat ₺355,00 -
Kuyucaklı YusufÖzel fiyat ₺70,00 Normal Fiyat ₺100,00 -
İçimizdeki Şeytan (Ciltli)Özel fiyat ₺273,00 Normal Fiyat ₺420,00 -
Everest Açıkhava 1 - Sabahattin Ali Seçme ÖykülerÖzel fiyat ₺69,00 Normal Fiyat ₺115,00 -
Kuyucaklı Yusuf (Ciltli)Özel fiyat ₺113,75 Normal Fiyat ₺175,00 -
Kuyucaklı YusufÖzel fiyat ₺94,25 Normal Fiyat ₺145,00 -
Ses (Ciltli)Özel fiyat ₺208,00 Normal Fiyat ₺320,00 -
Kağnı (Ciltli)Özel fiyat ₺221,00 Normal Fiyat ₺340,00 -
Sırça Köşk (Ciltli)Özel fiyat ₺247,00 Normal Fiyat ₺380,00 -
Yeni Dünya (Ciltli)Özel fiyat ₺221,00 Normal Fiyat ₺340,00 -
Kuyucaklı YusufÖzel fiyat ₺90,00 Normal Fiyat ₺150,00 -
İçimizdeki ŞeytanÖzel fiyat ₺84,00 Normal Fiyat ₺140,00 -
İçimizdeki ŞeytanÖzel fiyat ₺93,50 Normal Fiyat ₺170,00 -
Tüm Sabahattin Ali Eserleri - 6 Kitap Kutulu SetÖzel fiyat ₺440,00 Normal Fiyat ₺800,00 -
Sabahattin Ali Bütün Romanları (Ciltli)Özel fiyat ₺324,00 Normal Fiyat ₺540,00 -
Golos (Rusça Ses)Özel fiyat ₺99,00 Normal Fiyat ₺220,00 -
Dağlar ve RüzgarÖzel fiyat ₺90,00 Normal Fiyat ₺200,00 -
Çocuk Yüreklerde Sabahattin Ali - Seçme ÖykülerÖzel fiyat ₺121,80 Normal Fiyat ₺174,00 -
İçimizdeki ŞeytanÖzel fiyat ₺57,85 Normal Fiyat ₺89,00 -
Kürk Mantolu MadonnaÖzel fiyat ₺78,00 Normal Fiyat ₺120,00 -
Kuyucaklı YusufÖzel fiyat ₺77,35 Normal Fiyat ₺119,00 -
İçimizdeki ŞeytanÖzel fiyat ₺146,00 Normal Fiyat ₺200,00 -
Sırça KöşkÖzel fiyat ₺102,20 Normal Fiyat ₺140,00 -
Kuyucaklı YusufÖzel fiyat ₺88,00 Normal Fiyat ₺160,00 -
Kürk Mantolu MadonnaÖzel fiyat ₺48,75 Normal Fiyat ₺75,00 -
Sabahattin Ali Seti - 8 Kitap TakımÖzel fiyat ₺640,00 Normal Fiyat ₺1.280,00 -
Kürk Mantolu MadonnaÖzel fiyat ₺71,50 Normal Fiyat ₺130,00 -
Sabahattin Ali 3'lü SetÖzel fiyat ₺253,00 Normal Fiyat ₺460,00 -
Aldırma GönülÖzel fiyat ₺112,50 Normal Fiyat ₺150,00 -
Yeni DünyaÖzel fiyat ₺112,50 Normal Fiyat ₺250,00 -
İçimizdeki ŞeytanÖzel fiyat ₺172,50 Normal Fiyat ₺230,00 -
Kürk Mantolu MadonnaÖzel fiyat ₺123,75 Normal Fiyat ₺165,00 -
Kuyucaklı YusufÖzel fiyat ₺172,50 Normal Fiyat ₺230,00 -
Tüm Eserleri - Oyunlar - Şi̇i̇rler - Mektuplar - Yazılar - TutanaklarÖzel fiyat ₺455,00 Normal Fiyat ₺650,00 -
Sırça KöşkÖzel fiyat ₺127,50 Normal Fiyat ₺170,00 -
Değirmen - Dağlar ve RüzgarÖzel fiyat ₺146,25 Normal Fiyat ₺195,00 -
Sabahattin Ali Tüm Eserleri - RomanlarÖzel fiyat ₺455,00 Normal Fiyat ₺650,00 -
Sabahattin Ali Tüm Eserleri - ÖykülerÖzel fiyat ₺455,00 Normal Fiyat ₺650,00 -
İçimizdeki ŞeytanÖzel fiyat ₺336,00 Normal Fiyat ₺480,00 -
İçimizdeki ŞeytanÖzel fiyat ₺130,50 Normal Fiyat ₺290,00 -
Kürk Mantolu MadonnaÖzel fiyat ₺130,50 Normal Fiyat ₺290,00 -
Kürk Mantolu MadonnaÖzel fiyat ₺74,25 Normal Fiyat ₺99,00 -
Kuyucaklı YusufÖzel fiyat ₺112,50 Normal Fiyat ₺150,00 -
İçimizdeki ŞeytanÖzel fiyat ₺112,50 Normal Fiyat ₺150,00 -
Kürk Mantolu MadonnaÖzel fiyat ₺192,50 Normal Fiyat ₺275,00 -
Kuyucaklı YusufÖzel fiyat ₺117,95 Normal Fiyat ₺168,50 -
İçimizdeki ŞeytanÖzel fiyat ₺192,50 Normal Fiyat ₺275,00 -
Kuyucaklı YusufÖzel fiyat ₺102,20 Normal Fiyat ₺140,00 -
Kağnı - SesÖzel fiyat ₺87,60 Normal Fiyat ₺120,00 -
Kürk Mantolu MadonnaÖzel fiyat ₺105,00 Normal Fiyat ₺150,00 -
Kürk Mantolu MadonnaÖzel fiyat ₺87,60 Normal Fiyat ₺120,00 -
Benim Meskenim DağlardırÖzel fiyat ₺255,50 Normal Fiyat ₺350,00 -
Sabahattin Ali 3 RomanÖzel fiyat ₺91,00 Normal Fiyat ₺130,00 -
Markopaşa Yazıları ve ÖtekilerÖzel fiyat ₺84,00 Normal Fiyat ₺120,00 -
Kürk Mantolu MadonnaÖzel fiyat ₺127,50 Normal Fiyat ₺170,00 -
Kürk Mantolu MadonnaÖzel fiyat ₺97,50 Normal Fiyat ₺150,00 -
Kürk Mantolu MadonnaÖzel fiyat ₺69,00 Normal Fiyat ₺115,00 -
Kürk Mantolu Madonna (Bez Ciltli)Özel fiyat ₺97,50 Normal Fiyat ₺150,00 -
Kürk Mantolu MadonnaÖzel fiyat ₺63,00 Normal Fiyat ₺90,00 -
Kürk Mantolu Madonna (Çizgi Roman)Özel fiyat ₺51,00 Normal Fiyat ₺85,00 -
İçimizdeki ŞeytanÖzel fiyat ₺84,00 Normal Fiyat ₺120,00













































































































